Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İnsanın hayatında belli bir hedefinin olması düsturu yaşama ilahi gözle bakmanın neticelerinden biridir. Bu hedef doğrultusunda çaba sarf etmekte ise ilahi bakışın bir diğer neticesidir.
Allah'ın kendisinin her anına şahit olduğuna inanan insan, duygularına yenik düşmemek, Yaratıcıdan başkasına ihtiyaç olmadığı düşüncesine teslim olmak, hiçbir kötü alışkanlığın pençesinde hayatını heba etmemek için çaba harcar.
Üstlenilen vazifeye büyük-küçük, önemli veya önemsiz demeden verilen vazifeyi layıkıyla yerine getirmek bilinci Allah'ın her hal ve zamana şahit olduğu inancının tecellisidir.
Hiç kendinize "Vaktimden yarım saat daha feragat edip işimi daha güzel yapayım" dediniz mi?
Eğer insanda ilahi bakış varsa; Allah'ın varlığına ve Basir (gören) olduğuna, kıyamet gününe, kâtip meleklerin insanın en ufak amelini bile kaydettiğine, yapılan zerre kadar iyiliğinde kötülüğünde karşılıksız kalmayacağına inanıyorsa ve bu inanca kalbi tasdikle onay mührü vurmuşsa Yaratıcının insanı görüp görmemesinin önemi yok demektir.
Yorgunluk anında veya kimsenin sizi görmediği yalnızlık dakikalarında Allah'n size şahit olması bilinci işinizi devam ettirmeniz için en güzel motivasyon kaynağıdır. Yani hayatınızın bir anlamı bir hedefi ve ilahi bir yönü var demektir.
Aşura günü bütün yarenini şehit veren Hz. Hüseyin (a.s) artık yalnızdı. Bu yalnızlık sadece Kerbela çölünü değil belki tüm dünyayı saran bir yalnızlıktı. Hz. Hüseyin (a.s), gören gözler ve duyan kulaklar arasında yalnızdı. Hayata ilahi bir pencereden bakmayan veya bakamayan insanlar Hüseyin'i (a.s) ve O'nun ölümsüz kıyamını anlamamış, rahat bir yaşamı vaat eden sahte sözlerin büyüsüyle gaflete sürüklenmiş ve ihanet döşeğinin sıcaklığı ile kendilerini bekleyen ahiret ateşini iyice harlamışlardı.
Eğer Hüseyni kıyama maddi gözle bakılırsa Kerbela'da İslam'ın bekası için akan kanlar heba olmuş denir. Kerbela sahnesinde tarihin kalbini bir mızrak gibi yaran en acı olaylardan biri Hz. Hüseyin'in henüz altı aylık oğlu Ali Asğer'in şehadetidir. Hiçbir kin, hiçbir amaç ve hiçbir vaat böylesi bir olayı yaşatacak kadar büyük ve önemli olamaz. Böyle bir sahne karşısında bile yaşamı kadar şehadeti de sadece ilahi rızayı celp etmek hedefinde olan Hz. Hüseyn'in (a.s):
"Bana teselli veren şey Allah'ın tüm bu yaşananlara şahit olmasıdır" diye buyuruyor.
İmam Hüseyin yaşamında ilahi bir hedefi olan, bu hedefe deruni kalpten iman eden ve bu çizgide yaşayıp ölmek emrine teslim olan istisnai bir şahsiyetti.
Gayb âlemine, Allah'ın iradesinin varlıklar üzerindeki hâkimiyetine, yaratılışın belli bir hedef ve düzen için olduğu inancı, dünyanın neresinde olursa olsun insan merkezli her vakıanın sizin için bir anlam ifade etmesine vesile olacaktır.
Hayata ilahi bakışla yön vermek yani Allah'ın varlığına inanıp hâkimiyetine teslim olmak ve ebedi hayat için doğrultuda yaşamak inancı, insan için imanın doğuracağı en saf ve en temiz şeydir. Elbette şunu her daim bilmek gerekir ki Gayb Âlemine inanmanın ikinci şartı genel manada itaat ve ibadet özel manada ise namazdır.
"Onlar gayb'a inanırlar namazı da dosdoğru kılarlar."
Ben birçok konuşmamda namazı ikame etmek (ayakta tutmak) ile namaz kılmanın farklı şeyler olduğunu defalarca söylemişimdir. Maalesef bazı Kuran tefsirlerinde namazı ikame etmek "namaz kılmak" diye tercüme ediliyor. Arapça'da namaz kılmak (Yusellun) namazı ikame etmek ise (Yukimun)tabirleri ile ifade edilir. Bu iki tabir birbirinde farklı olduğu için namaz kılmak ve namazı ayakta tutmakta farklı şeylerdir.
Namazı ayakta tutan insan hiçbir şart ve koşulda namazı terk etmez/edemez. Ama namaz kılan insan, zorluk anında namazı kılmasam da olur veya daha sonra kazasını kılarım der.
Namazı ayakta tutmak demek toplumda namaz kültürünü yaymak, insanları namaza davet etmek ve namazı gerektiği gibi yani huşuyla kılmak demektir. Yaratıcının huzurunda huşu ile durmak, yaşantıya ilahi emirler doğrultusunda yön vermek namazı ayakta tutmanın tecellisidir.
Muttakilerin sıfatlarından biri olan namazı ayakta tutmak, dünyada hâkim süren batıl düzenlere karşı direnişin bir sembolüdür. Namazı ikame etmek, İnsanı Kamil olma yolunda başlatılan "Zahiri ve Batini Şeytanla Savaş" emrinin bir nişanesidir.
Benim geleceğin teminatı olan siz gençlere naçizane tavsiyem, kendi varlığınızın değerini bilin. Mümkün mertebe her daim en ön saflarda yer alın. Nefis terbiyesi ile kendinizi yetiştirin. Kendinizi övülmüş müspet özelliklerle donatın. Yerilmiş menfi davranışlardan kaçının.
Muhakemeye önem verin. Yapabilirseniz bir gününüzü kâğıt üzerinde kaleme alın. Artı hanenize yeni artılar koymak içi biraz daha çabalayın. Eksi hanenizdeki eksileri en asgariye indirmek için azami gücünüzü harcayın.
Bu işi yaparken kendinize karşı dürüst olun. Çünkü insan kendisine olan muhabbet ve ilgisinden dolayı kendi ayıplarını ve eksikliklerini görmede noktasında kördür. Kimi zaman eksikliğini kendi nefsine bir fazilet olarak takdim eder.
İster kalpte olan kin, merhametsizlik, kibir gibi ahlaki ayıpları ister günlük yaşantınızdaki hata ve yanlışları düzeltme noktasında nefsinize karşı toleranslı davranmayın. Bilakis bu yaşlıları düzeltmek için nefsinizi azarlayın.
Kendini yetiştirme ve nefsi terbiye etmek noktasında insana en çok faydası olan namaz, sadece şer'i vazifeyi yerine getirmek yüklenen teklifi üzerinden kaldırmak bakışı ile yapılırsa bu en büyük yardımcı uzay boşluğunda dolaşan ses dalgası olmaktan öteye geçmez.
Namaza değer verin namaza karşı kayıtsız kalmayın. Toplumda namaz ortamları oluşturmaya çaba sarf edin. Bugün toplumumuzda namaa verilen önem inkılaptan önceki yıllarla kıyaslanamaz. İnkılaptan önce namaz kılmak bazılarınca bir ayıp olarak görülürdü. Bir tarihte Tahran Üniversitesine gitmiştim. Namaz vakti üniversitenin mescidine gittim. Binlerce öğrencisi olan bir üniversitenin mescidinde namaz kılan parmak sayısı kadar genç vardı. Bazen muhaliflerin bakışları veya sözleri namaz kılan gencin namazdan uzaklaşmasına sebep oluyordu. Bazen de bir geçten söz ederken onun iyi biri olduğunu anlatmak için namaz kılıyor derlerdi.
Ama bugün durum çok farklı. Gençlerimiz bilinçli bir şekilde namaz kılıyor. Kimsenin övgüsüne veya yergisine önem vermiyor. Size naçizane tavsiyem namazı ayakta tutanlardan olun, namaz kılanlardan değil.
14 Şubat 2014 - 11:00
News ID: 505860
Bana teselli veren şey Allah'ın tüm bu yaşananlara şahit olmasıdır...